[b]Doğan HIZLAN
dhizlan@hurriyet.com.tr Leylá Gencer’i andık
SALI akşamı saat 20.00’de Leylá Gencer’in anısına Leylá Gencer "La Diva Turca" - Bir Kutlama adıyla bir gece düzenlendi.
Lütfi Kırdar Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nın kapısındaki kuyruk, büyük sanatçıya duyulan sevgi ve saygıyı simgeliyordu
Devamını okumak için tıklayın.
Doğan HIZLAN
dhizlan@hurriyet.com.tr Adnan Saygun'un Kerem operası elli altı yıl sonra Ankara'da
TÜRK BEŞLERİ'nin önemli bestecilerinden Ahmed Adnan Saygun'un Kerem operası, elli altı yıl sonra Devlet Opera ve Balesi'nde sahneleniyor.
İlk kez 22 Mart 1953 tarihinde sahnelenen Ahmed Adnan Saygun'un Kerem operası bu süre zarfında sadece bir kez İstanbul'da, 1991 yılında sahnelendi.
Kerem, ilk Türk operası.
Mehmet Ergüven'in sahnelediği, Winfried Muller'in yönettiği Kerem'in sahne tasarımını Nihat Kahraman, giysi tasarımını Sevtaç Demirer hazırladı, koroyu Gökçen Koray çalıştırdı.
İki perdelik yeni düzenlemesiyle sahnelenecek ve 11 Nisan 2009'daki Ankara açılışından sonra Devlet Opera ve Balelerinin başka sahnelerinde yer alacak.
Kerem'in sahnelenme, seyirciye iletilme serüveni ilgi çekici notlarla doludur.
Opera 22 Mart 1953 günü temsil edildiğinde kadro şu adlardan oluşuyordu: Yöneten ve Kerem rolünü Aydın Gün, Aslı rollerini ise dönüşümlü olarak oynayan Leyla Gencer ve Belkıs Aran'dı.
Daha sonra Mesut İktu, İstanbul Devlet Opera ve Balesi Sanat Yönetmeni iken Aydın Gün'ün rejisiyle İstanbul'da sahnelenmesini sağladı.
* * *
AYDIN GÜN, Kerem için bakın ne diyor?
"Kader ile savaşta en güçlü dayanağı sevgidir Kerem'in. Çağlar boyunca Eflatun'dan beri, Tanrı katına ulaşması ancak sevgi yolu ile mümkün olacağı inancı birbirini izledi. Türk İslam düşünürleri de varlıkla Allah ilişkisi, o'na kavuşması, o'nda yok olma istek ve ideallerini sevgi yoluyla gerçekleştirileceğine inanmışlardır. Kerem de bu tasavvuf felsefesinin ürünüdür."
Saygun'un ana öyküyü değiştirmesi konusu çok tartışılmıştır ama onun yanıtını ben doğru buluyorum.
"Kompozitör bir edebiyat tarihçisi veya folklor mütehassısı değildir ve öylesine çalışmaz. Kompozitör istediği gibi, duyduğu gibi yaratma hakkını haizdir, eserleri de ancak sanat ölçütleri ile mütalaa edilebilir."
Operanın çalışmaları hemen hemen altı ayı buldu, yüz elli sayfaya yakın bir kitap hazırlanıyor.
Türkiye'de Türk bestecilerinin operalarının Devlet Opera ve Balesi'nde mutlaka sahnelenmesini savunurum. Kendi müziğini, bestecilerini görmezden gelen bir ülke düşünemiyorum.
Gelecek yıl da Sabahattin Kalender'in Cem Sultan operasının sahneleneceğini öğrenmek beni mutlu etti.
Ayrıca Rengim Gökmen'in verdiği bilgiye göre, en yakın zamanda Cemal Reşit Rey'in Çelebi operasını da seyredebileceğiz.
* * *
TÜRK bestecilerinin operalarının sahnelenmesini hepimiz desteklemeliyiz, seyretmeliyiz.